T.C.
BAŞBAKANLIK
DIŞ TİCARET MÜSTEŞARLIĞI
DIŞ TİCARET UZMAN YARDIMCILIĞI YARIŞMA SINAVI
(ANKARA, 27 OCAK 2007)
EKONOMİ SORUSU: (Bu bölümün bilim sınavı içerisindeki ağırlığı 10/50 puandır.)
1. Bir ülkede yurtiçi tasarruf ve yurtiçi yatırım değişkenleri arasındaki yüksek korelasyon, söz konusu ülkenin uluslararası sermaye hareketliliğine kapalı olduğunun bir göstergesi midir? Yanıtınız evet ise, hangi koşullarda? Yanıtınız hayır ise, hangi koşullarda olduğunu açıklayınız.
ULUSLARARASI POLİTİKA - ULUSLARARASI KURULUŞLAR: (Bu bölümün bilim sınavı içerisindeki ağırlığı 8/50 puandır.)
Ekonomik karşılıklı bağımlılık, uluslararası bir güvenlik sorunu yaratabilir mi? Neden? Tartışınız.
SİYASET BİLİMİ VE KAMU YÖNETİMİ: (Bu bölümün bilim sınavı içerisindeki ağırlığı 8/50 puandır.)
Türkiye'de kamu yönetiminin denetimi hangi yollarla yapılmaktadır? Türk kamu yönetimi, son yıllardaki reform çalışmaları ile geleneksel denetim yolları dışında hangi yeni bir denetim yoluyla tanışmıştır?
SİYASİ TARİH VE CUMHURİYET TARİHİ: (Bu bölümün bilim sınavı içerisindeki ağırlığı 8/50 puandır.)
Endüstri Devrimi ve Fransız İhtilali'nin, modern Avrupa'nın teşekkülündeki rollerini değerlendiriniz.
Türk Kurtuluş Savaşı'nı başarıya ulaştıran iç ve dış faktörlerin bir değerlendirmesini yapınız.
HUKUK: (Bu bölümün bilim sınavı içerisindeki ağırlığı 8/50 puandır.)
Yaptırım kavramını açıklayarak türleri hakkında kısa bilgi veriniz.
Türkiye'de Başbakan ve Bakanlar Kurulu'nun anayasal konumunu anlatınız.
KAMU MALİYESİ: (Bu bölümün bilim sınavı içerisindeki ağırlığı 8/50 puandır.)
Doğal tekel piyasalarının belirleyici özellikleri nelerdir? Doğal tekel piyasaları ile ilgili olarak yürütülecek kamu politikaları neler olabilir? Açıklayınız.
(Bu sorunun yazılı sınavın birinci bölümü içerisindeki ağırlığı 10/50 puandır.)
AŞAĞIDAKİ METNİ İNGİLİZCE'YE ÇEVİRİNİZ.
1970'lerin sonuna doğru dünyada yaşanan finansal serbestleşme hareketleri Türkiye'yi de etkisi altına almış, bunun sonucunda uygulamaya konulan 24 Ocak 1980 istikrar kararlarıyla birlikte Türkiye ekonomisinde yeni bir dönem başlamıştır. Bu kararlarla birlikte ekonomik dışa açılma, serbest piyasa ekonomisine geçiş, liberalleşme gibi amaçlar önem kazanmıştır.
24 Ocak kararlarıyla birlikte 1 Temmuz 1980'den itibaren kredi ve mevduat faizleri büyük ölçüde serbest bırakılmıştır. "Temmuz Bankacılığı" olarak da nitelendirilen bu uygulama ile 1960-80 dönemindeki mevduatlara enflasyonun altında, negatif faiz uygulaması son bulmuş, mevduata pozitif faiz yani enflasyonun üzerinde faiz verilmeye başlanmıştır. Faizlerin bazı özel durumlar haricinde serbest bırakılması, kısa sürede mevduat faizlerinde ve buna bağlı olarak kredi faizlerinde büyük miktarlarda artışı da beraberinde getirmiştir. Faizlerde kontrolsüzlüğün bankacılık ve bankerlik kesimlerinde yarattığı sorunlar yüzünden 1983 yılında faiz serbestisi sona ermiş, 1987'den itibaren tekrar faiz serbestisine dönülmüştür.
Temmuz Bankacılığı ile birlikte yabancı banka kurulmasına veya Türkiye'de şube açmalarına getirilen kısıtlamalar kaldırılmış ve yeni ticaret bankalarının kurulmasına izin verilmiştir. Bu dönem ayrıca Türk bankalarının da dışa açılmalarının başladığı dönemdir.
24 Ocak kararlarıyla birlikte faiz oranlarının serbest bırakılması tüketim harcamalarının daralmasına, tasarrufların banka ve bankerlere akmasına yol açtı. Bu durum en küçüğünden en büyüğüne kadar bütün sınai ve ticari işletmeleri, ürettikleri ya da aracılık yaptıkları malları satamaz hale getirdi. Firmalar büyük stoklama maliyetleri ile çalışmak zorunda kaldılar. Yetersiz sermaye ve ağır bir kredi yüküyle çalışan firmalar ellerindeki kaynakları üretim sürecine sokamaz oldular. (224 kelime)
(Bu sorunun yazılı sınavın birinci bölümü içerisindeki ağırlığı 10/50puandır.)
AŞAĞIDAKİ METNİ FRANSIZCA'YA ÇEVİRİNİZ
1970'lerin sonuna doğru dünyada yaşanan finansal serbestleşme hareketleri Türkiye'yi de etkisi altına almış, bunun sonucunda uygulamaya konulan 24 Ocak 1980 istikrar kararlarıyla birlikte Türkiye ekonomisinde yeni bir dönem başlamıştır. Bu kararlarla birlikte ekonomik dışa açılma, serbest piyasa ekonomisine geçiş, liberalleşme gibi amaçlar önem kazanmıştır.
24 Ocak kararlarıyla birlikte 1 Temmuz 1980'den itibaren kredi ve mevduat faizleri büyük ölçüde serbest bırakılmıştır. "Temmuz Bankacılığı" olarak da nitelendirilen bu uygulama ile 1960-80 dönemindeki mevduatlara enflasyonun altında, negatif faiz uygulaması son bulmuş, mevduata pozitif faiz yani enflasyonun üzerinde faiz verilmeye başlanmıştır. Faizlerin bazı özel durumlar haricinde serbest bırakılması, kısa sürede mevduat faizlerinde ve buna bağlı olarak kredi faizlerinde büyük miktarlarda artışı da beraberinde getirmiştir. Faizlerde kontrolsüzlüğün bankacılık ve bankerlik kesimlerinde yarattığı sorunlar yüzünden 1983 yılında faiz serbestisi sona ermiş, 1987'den itibaren tekrar faiz serbestisine dönülmüştür.
Temmuz Bankacılığı ile birlikte yabancı banka kurulmasına veya Türkiye'de şube açmalarına getirilen kısıtlamalar kaldırılmış ve yeni ticaret bankalarının kurulmasına izin verilmiştir. Bu dönem ayrıca Türk bankalarının da dışa açılmalarının başladığı dönemdir.
24 Ocak kararlarıyla birlikte faiz oranlarının serbest bırakılması tüketim harcamalarının daralmasına, tasarrufların banka ve bankerlere akmasına yol açtı. Bu durum en küçüğünden en büyüğüne kadar bütün sınai ve ticari işletmeleri, ürettikleri ya da aracılık yaptıkları malları satamaz hale getirdi. Firmalar büyük stoklama maliyetleri ile çalışmak zorunda kaldılar. Yetersiz sermaye ve ağır bir kredi yüküyle çalışan firmalar ellerindeki kaynakları üretim sürecine sokamaz oldular. (224 kelime)
(Bu sorunun yazılı sınavın birinci bölümü içerisindeki ağırlığı 10/50puandır.)
AŞAĞIDAKİ METNİ ALMANCAYA ÇEVİRİNİZ.
1970'lerin sonuna doğru dünyada yaşanan finansal serbestleşme hareketleri Türkiye'yi de etkisi altına almış, bunun sonucunda uygulamaya konulan 24 Ocak 1980 istikrar kararlarıyla birlikte Türkiye ekonomisinde yeni bir dönem başlamıştır. Bu kararlarla birlikte ekonomik dışa açılma, serbest piyasa ekonomisine geçiş, liberalleşme gibi amaçlar önem kazanmıştır.
24 Ocak kararlarıyla birlikte 1 Temmuz 1980'den itibaren kredi ve mevduat faizleri büyük ölçüde serbest bırakılmıştır. "Temmuz Bankacılığı" olarak da nitelendirilen bu uygulama ile 1960-80 dönemindeki mevduatlara enflasyonun altında, negatif faiz uygulaması son bulmuş, mevduata pozitif faiz yani enflasyonun üzerinde faiz verilmeye başlanmıştır. Faizlerin bazı özel durumlar haricinde serbest bırakılması, kısa sürede mevduat faizlerinde ve buna bağlı olarak kredi faizlerinde büyük miktarlarda artışı da beraberinde getirmiştir. Faizlerde kontrolsüzlüğün bankacılık ve bankerlik kesimlerinde yarattığı sorunlar yüzünden 1983 yılında faiz serbestisi sona ermiş, 1987'den itibaren tekrar faiz serbestisine dönülmüştür.
Temmuz Bankacılığı ile birlikte yabancı banka kurulmasına veya Türkiye'de şube açmalarına getirilen kısıtlamalar kaldırılmış ve yeni ticaret bankalarının kurulmasına izin verilmiştir. Bu dönem ayrıca Türk bankalarının da dışa açılmalarının başladığı dönemdir.
24 Ocak kararlarıyla birlikte faiz oranlarının serbest bırakılması tüketim harcamalarının daralmasına, tasarrufların banka ve bankerlere akmasına yol açtı. Bu durum en küçüğünden en büyüğüne kadar bütün sınai ve ticari işletmeleri, ürettikleri ya da aracılık yaptıkları malları satamaz hale getirdi. Firmalar büyük stoklama maliyetleri ile çalışmak zorunda kaldılar. Yetersiz sermaye ve ağır bir kredi yüküyle çalışan firmalar ellerindeki kaynakları üretim sürecine sokamaz oldular. (224 kelime)
(Bu sorunun yazılı sınavın birinci bölümü içerisindeki ağırlığı 10/50puandır.)
AŞAĞIDAKİ METNİ TÜRKÇE'YE ÇEVİRİNİZ.
The Uruguay Round succeeded in creating the first comprehensive set of multilateral trade rules on agriculture, i.e.the WTO's Agreement on Agriculture. it created a framework for disciplining agriculture subsidies and it initiated a process of market opening in agricultural trade. The Doha Round promises to build on the results of the Uruguay Round by going further in "levelling the playing fıeld" in agricultural trade.
The Uruguay Round reduced the agricultural tariffs of developed countries by an average of 36%, and of developing countries by an average of 24%, except for those who chose to simply bind their tariffs.This time we have abandoned average reduction, which gave countries the option to pick and choose and left us with sky high tariffs on sensitive products, in favour of a banded formula which will cut higher tariffs more than lower tariffs. Furthermore, even conservative proposals on the table today go well beyond the tariff cuts achieved in the Uruguay Round.
The Uruguay Round saw a reduction of trade-distorting agriculture subsidies of rich countries by 20%. Today we are discussing cuts more than three times bigger.In the Uruguay Round, developed countries agreed to reduce their export subsidy spending by 21% vvhereas today we have already agreed to the complete elimination of this category of subsidies by 2013. The Doha Round would also strengthen and develop new disciplines for other forms of export support such as export credits, food aid and state trading enterprises.
In addition, in the Doha Round cotton will receive ambitious, expeditious and specific treatment with respect to all three pillars of the negotiations.
(Bu sorunun yazılı sınavın birinci bölümü içerisindeki ağırlığı 10/50puandır.)
AŞAĞIDAKİ METNİ TÜRKÇE'YE ÇEVİRİNİZ
Politique monétaire de la Turquie
(252 mots)
Des problèmes intérieurs et les vents économiques contraires dans le monde en mai et juin ont pesé sur le marché turc et ravivé les doutes quant à la durabilité de la reprise de la Turquie après la crise financière de 2000-2001. Au plus fort de la tourmente, la lire turque a perdu 20 % de sa valeur par rapport à l'USD, mais le cours est maintenant remonté à 1,49. Pour le moment, les mesures énergiques prises par les autorités, en particulier les hausses des taux d'intérêt, les interventions sur les marchés de change ont redonné confıance aux investisseurs et stabilisé les marchés.
La longue période de baisse de l’inflation a pris fin brusquement en avril et a forcé le gouvernement à renverser sa politique monétaire expansionniste et à délaisser le contrôle de la croissance pour ralentir plutôt l’inflation. Selon les données les plus récentes, les pressions inflationnistes restent élevées, finflation en septembre demeurant à deux chiffres (10,6 %) contre 10,3 % en août. La banque centrale a relevé les taux d'intérêt de 425 pb entre mai et juillet, afin de contenir les hausses de prix.
La Turquie a réussi à se sortir de la récente période d'incertitude financière, et les fondamentaux semblent stables. La confiance des marchés restera probablement tiède étant donné le ralentissement continu de l'économie mondiale. Cependant, la combinaison de mesures à la base du programme du FMI, conjuguée au processus continu d'adhésion à l'UE, permettra vraisemblablement d'appuyer et d'améliorer la convergence à long terme de la Turquie avec l'UE.
(Bu sorunun yazılı sınavın birinci bölümü içerisindeki ağırlığı 10/50puandır.)
AŞAĞIDAKİ METNİ TÜRKÇE'YE ÇEVİRİNİZ
EXPORTE IN DIE TÜRKEİ UM 18% GESTIEGEN
Wie das Statistische Bundesamt mitteilt, sind im Jahr 2003 die deutschen Exporte in die Türkei gegenüber dem Vorjahr um 18,0% auf knapp 8,9 Mrd. Euro gestiegen. Die Einfuhren aus der Türkei nach Deutschland erhöhten sich im gleichen Zeitraum um 3,9% auf 7,2 Mrd. Euro. Für die deutsche Handelsbilanz mit der Türkei ergab sich damit ein Ausfuhrüberschuss von knapp 1,7 Mrd. Euro.
Die Hauptausfuhrgüter von Deutschland in die Türkei waren 2003 vor allem Pkw und Wohnmobile im Wert von 862 Mill. Euro (Anteil von 9,7% an der Gesamtausfuhr von Deutschland in die Türkei) und Fahrgestell-, Karosserie- und Motorteile im Wert von 680 Mill. Euro (7,7%). Weitere wichtige Exportgüter waren Kunststoffe (342 Mill. Euro; 3,9%), nachrichtentechnische Geräte (205 Mill. Euro; 2,3%) und Eisen-, Blech- und Metallwaren (247 Mill. Euro; 2,8%).
Aus der Türkei wurden im vergangenen Jahr vorwiegend Bekleidung aus Baumwolle im Wert von 2,0 Mrd. Euro (Anteil von 28,1% an der Gesamteinfuhr aus der Türkei nach Deutschland) und Fahrgestell-, Karosserie- und Motorteile (385 Mill. Euro; 5,3%) nach Deutschland geliefert. Wichtige Importgüter waren ferner Rundfunk- und Fernsehgeräte (357 Mill. Euro;5,0%) und Schalen- und Trockenfrüchte (270 Mill. Euro; 3,8%).
in der Rangfolge der Außenhandelspartner der Bundesrepublik Deutschland lag die Türkei im Jahr 2003 einfuhrseitig auf Position 21 und ausfuhrseitig auf Position 18.
(Bu sorunun yazılı sınavın birinci bölümü içerisindeki ağırlığı 15/50puandır.)
TÜRKÇE KOMPOZİSYON SORUSU
Ekonomi diplomasisi teriminden ne anlıyorsunuz? Yakın Gelecekte Türkiyenin Dış Politikasında sizce ekonomi diplomasisinin yeri ne olacaktır?
(Bu sorunun yazılı sınavın birinci bölümü içerisindeki ağırlığı 15/50puandır.)
İNGİLİZCE KOMPOZİSYON SORUSU
How must Turkey structure its foreign trade policies and priorities? Explain and give examples to support your answer.
( Bu sorunun yazılı sınavın birinci bölümü içerisindeki ağırlığı 15/50 puandır.)
ALMANCA KOMPOZİSYON SORUSU
Wie sollte die Türkei ihre Aussenhandelspolitik und Prioritäten gestalten? Bitte mit Beispielen erklären.
(Bu sorunun yazılı sınavın birinci bölümü içerisindeki ağırlığı 15/50puandır.)
FRANSIZCA KOMPOZİSYON SORUSU
Comment la Turquie doit-elle structurer ses politiques et priorités de son commerce extérieur? Expliquer et donner des exemples afin de soutenir votre réponse.
Kamu Kurumları Sınav Soruları - Dış Ticaret Müsteşarlığı Sınav Soruları